🌩️ Artık Hayatım Paylaşacak Kadar Iyi Değil

Yaşamısevmek ve aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşacak kadar şanslı olduğunuz her an mevcut olmak, yalnızca kanseri yenmenize yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda onu yenerken önemli olan şeylere odaklanmanızı sağlayacaktır. - Julie Stokes. 26. Sevdikleriniz size şu anda ihtiyacınız olanı vermek istiyor. Anlat onlara! Ifsomehow the Lord gave me a second chance at that moment, I would do it all over again. teeemilenyum öncesi arkadaşlarla sohbet, muhabbet fena değil de bi süre sonra ayıldım ki "ulan benim bu kadar çok paylaşacak bişeyim yok". iki kelam yazacak kadar da yok. 140 karakterin hakkını vermeyi bırak öylece yazamıyorum bile. sanki dandirikten bişey yazsam malın biri çıkıp "olum sen kurdeleyi de çıkarmayaymışın EsraK., 30, Antalya 3 ay süren bir sağlık yolculuğumuz oldu. Bu süreçte beni kendimin en iyi versiyonuna ulaştırmak için değerli bilgilerinin zihnimde yer edinmesini ve bunları hayatımla bütünleştirmemi sağladı. Hem de çoğu zaman eğlenceli şekillerde. Artık tırnaklarım kırılmıyor, saçlarım çok daha parlak ve dökülmüyor. Kontrolümükaybettim. Ben artık tamamen değişmiş bir insanım. Kalbim artık bana ait değil, senin. Sana derinden ve deliler gibi aşığım sevgilim. Tek bir dilek hakkım olsa, daha uzun bir yaşam isterdim. Bu dünyada yaşamak istediğim yılların sayısı, seni ne kadar çok sevdiğimi söylemem için yeterli olmayabilir. Artıkzevk ve neşe içinde günah işleyecek, pişman olmayacak ve bunlardan tiksinmeyeceksin. Ayrıca ne kendin, ne ben, ne de bir başka kaynak vesilesiyle cezalandırılmayacağına dair verdiğim söz halen geçerli. Sonsuza kadar mutluluk içinde yaşayacaksın. İşte sana mutluluk hapı! Ölümlü: Hayır, hayır! Tanrı: Negüzel seninle olmak, senin olmak. Hayatım boyunca hikayeme bir kahraman aradım hep. Benimle hikayemi paylaşacak, beni ben olduğum için sevecek birini. Sonra sen geldin. Tüm umutların tükendiği bir anda çıktın karşıma. Karanlıkların içinden çektin çıkardın. Bak bekledin ama ben geldim artık dedin. nhEhjAc. Yalnız hissetmek boşluk hissinin üstesinden gelmek için 8 yolYalnızlık aslında sanıldığı kadar öldürücü bir şey değil. Yalnızlığın olumlu yönleri de var. Yine de sosyal varlıklarız ve izole olmak bizi boşlukta hissetme duygusuna itebilir. Yani böyle hissederken yalnız değilsin merak etme! Bu durumun üstesinden gelmek için ise 8 ipucum var. 1. Boşluğu dışarıdan doldurmaya çalışmıyorumDüşündüğümde, bu boşluk çoğunlukla içimde bir yerlerden kaynaklanıyor. Alışverişe çıkarak ya da sosyal bir hayatım olduğunu gösteren etkinliklere katılarak onu doldurmaya çalışmak, kanayan bir yarayı bandajla kapatmak gibi bir şey. Özellikle sosyal medya 🤳🏻 bu konuda bizi oldukça yanıltıyor. İçe dönmek daha iyi ki, tüm o yüzeysel stratejileri ve manevraları Kendimi sevmeyi öğreniyorum...Ya aşk bu boşluğu doldurabilseydi? İçten ve güçlü bir aşk... Sadece beyaz atlı prens bulmaktan bahsetmiyorum. Başkalarını sevmeyi düşünmeden önce kendime duymam gereken o aşktan söz ediyorum! 💪Kendimi tanımalıyım, niteliklerimin ve zevklerimin farkına varmalıyım, bu özgüvenimi yeniden kazanmanın, arzularımı tatmin etmenin ve eğer devam ederse yalnızlığı takdir etmenin en iyi asla başkalarının cebine yerleştirmeyin, duygusal bağımlılık hissine kapılmadan önce kendi sorumluluğunuzu üstlenin.🔗 Kendini sevmek ve bedeninle barışık olmak için 5 adım3. Ve… yalnızlığımı sevmeyi öğreniyorumAslında bir başınalık özgürlük olarak da algılanabilir fakat ben sıklıkla bunu hapislik olarak görüyorum. Bir yandan da pek çok insan, istediklerini yapmak için zamanlarının olmadığından, etrafındakiler tarafından engellendiğinden veya dağıldığından şikayet eder. 🌸Tek başıma olan ben, belki de kendi kendime eşlik edebilmeyi öğrenmeliyim. Kendimi kendime ve hobilerime adayabilirim. Bu durumdan keyifli bir yan çıkarmayı Yaratıcılığı uyandırıyorumOkumak, yemek pişirmek, ya da ne bileyim yaratıcılık atölyeleri gibi çeşitli hobiler…🎨 Bu Dünya'da gerçekten benim için olan bir aktivite elbette ki var! Kendime zaman ayırmak ve bir hobiye yatırım yapmak beni meşgul edecektir. Böylece içimdeki bu olumsuz duyguyu üretkenliğe dönüştürmek bana iyi bazı etkinlikler sayesinde bir çok insanla tanışma fırsatınız oluyor. Diyelim ki gittiniz durum hiç böyle olmadı, yine de bir şeyler yapmaktan zevk alacaksınızdır. Yani her iki durumda da kazanan sizsiniz!5. Teşekkür ediyorum, şükrediyorumÇünkü bu duygu hayata teşekkür etmeme ve onun gerçekten tatlı da olabileceğini anlamama izin veriyor. 📖Bir teşekkür günlüğü tutmak ve neyin iyi gittiğini yazmak, mutluluğun zaten orada olduğunu ve ayrıntılarda saklı olduğunu anlamama yardımcı oluyor. Mesela kendimi görünmez hissettiğimi belirtmiştim ya, bir meslektaşımın gözlük değişimimi fark ettiği o anı hatırlıyorum ve not ediyorum. Boşluk, belki de yavaş yavaş bu şekilde doldurulacaktır. Ne dersiniz?6. Kendimi suçlamıyorum ve ihtiyaçlarıma kulak veriyorumGörünürde olduğu gibi öyle hiç kimsenin mükemmel bir hayatı yok. Öncelikle şunu anlamalıyım. Toksik pozitiflik argümanlarının beni kendimi boşlukta hissettiğim için suçluluk duygusu ile sınamasına izin vermiyorum! 🙅🏻‍♀️Bu normal bir durum ve herkesin başına geliyor aslında, sadece ben yalnız ve boşlukta hissetmiyorum! Aslında kendimi böyle hissettiğimde belki de varlığım bana bu tür sinyaller göndererek hayatımda benim için doğru olmayan bir şey olduğuna dair bir mesaj göndermeye çalışıyor. Duygular benim en önemli araçlarım. Onlara kulak veriyorum ve anda kalmak ve mutlu olmak için gelecekteki stratejimi tanımlamak için bir iç gözlem yapma zamanının geldiğini kabul çok uzun süredir gömülü olan arzular uyanmak isteğinde... Gözlerimi kapayarak ya da onlardan kaçarak bu duruma yardım İlişkilerimi gözden geçiriyorumPeki ben neden yalnız hissediyorum? Habersizlikten mi? Bir süredir kayıp olan arkadaşlarla araya giren zamanla mı, uzaklaşmakla mı ilgili? Yoksa beni sürekli yanlış anlaşılmış hissettiren belli başlı toksik insanlar ve toksik ilişkiler ile mi çevriliyim? Bu saptamaları yaptıktan sonra, bazı insanları tekrar arayabilir, diğerlerine de mesafe koymayı Bir evcil hayvan sahiplenebilirimÇünkü bu dostlarımızın verecek o kadar çok sevgisi var ki, inanamazsınız. Hayatıma sadık bir arkadaşı dahil ederek, yalnızlık hissim ortadan kalkacaktır. Paylaşacak o kadar çok şeyimiz olabilir ki... Çünkü her ne olursa olsun patili dostumevimizde beni bekliyor olacak!🤩İlginizi çekebilecek diğer makaleler; 🔗Neden dostum yok?🔗Mevcut anı yaşamamıza engel 3 neden🔗Toksik ilişkilerden kurtulmakUzman tavsiyesi Kendinizle ve başkalarıyla yeniden bağlantı kurmalısınızPsiko-pratisyen Laurie Hawkes, "İzole olup olmadığınız değildir önemli olan," diye açıklıyor, "acıya neden olan veya olmayan onu deneyimleme şeklimizdir. " Yani gerçeği bükmek gibi bir şey bu. Algınız kültürümüze ve onun sosyallik ideallerine topu atmak. Zamanımız başkalarıyla bağlantı kurabilmeniz için olanaklarla dolu telefon, internet ve hatta hızlı seyahat imkanı. Ancak, tam tersine, bu yeni araçlar yalnızlık bilincini doğuruyor ve güçlendiriyor... Yalnız anlar değersizleştiriliyor ve hatta sıkıntı olarak önce kendinizle yeniden bağlantı kurmak olacaktır. Belki yalnızlıktan korkmuyoruz, bilmediğimiz bir içsellikten korkuyoruz. Bu nedenle korkularınızı, inançlarınızı, arzularınızı ve ihtiyaçlarınızı sorgulayarak kendinizi daha iyi tanımanın önemi sonra ise, ilişkilerimize yeniden yatırım yapmalıyız. Birçoğumuz yüzeysel iletişimlerden şikayet ediyoruz. Dahil olduğumuzu hissedersek kendimizi çok daha az yalnız hissederiz. Zaman ayırmak ve ilgi vermek, anılar yaratmak, insan ilişkilerine anlam ve değer vermekle ilgili her şey.🤗"KENDİNİ DİNLE, KABUL ET VE MUTLU OL! HEMEN ŞİMDİ, BAŞLA..."BornToBeMeKaynakProf. Dr. Erol Özmen Dm Am Artık hayatım paylaşacak kadar iyi değil Dm Kelimelerle kavgalıyım yine Bb Kendimle konuşmam bile gereksiz C Bb Am Hiç durmadan susan yüzüm artık yok gitmiş Dm Am Kalkıp kimseye günaydın demiyorum artık Dm Nasılsa kasvet arkadaşım Bb Tek gözümle andım bu sefer seni C Bb Am Artık diğeri ağlayacak kadar iyi değil Dm Sanki her gün o gün gibi durgun C Anlamadan hayal etmeseydim hiç Bb Gerçeğim artık hayaline vurgun C Bb Am Ne istediğimi artık biliyorum Dm Ne oldu ki ne yaptın sanki bana Am Kızamıyorum bu yüzden duymamana x3 C Bb Artık olmaman gerek bu seni duymama sebep C Bb Am Bak duydum yine yeniden çünkü artık olmaman gerek Anıl Durmuş Arşivi İçin Tıkla Bu içerik eğitim amaçlıdır. Tüm hakları kendi sahiplerineaittir. Telif ihlali olduğunu düşündüğünüz içerikler içinbizimle iletişime geçiniz. Ne düşünüyorsun? 10 Şubat 2021, 0923 1 Günün Şarkısı Artık hayatım paylaşacak kadar iyi değil kelimelerle kavgalıyım yine kendimle konuşmam bile gereksiz hiç durmadan susan yüzüm artık yok gitmiş kalkıp kimseye günaydın demiyorum artık nasılsa kasvet arkadaşım tek gözümle andım bu sefer seni artık diğeri ağlayacak kadar iyi değil sanki hergün ogün gibi durgun anlamadan hayal etmeseydim hiç gerçeğim artık hayaline vurgun ne istediğimi artık biliyorum ne oldu ki ne yaptın sanki bana kızamıyorum bu yüzden duymamana artık olmaman gerek bu seni duymama sebep bak duydum yine yeniden çünkü artık olmaman gerek.. * Burak, sen üniversitede ekonometri okumuşsun, sonra yüksek lisans yapmışsın, ardından yurtdışında çıkmış, orada da okumuşsun. Sen ne çok okumuşsun!- Evet, evet. Gülüyor Bayağı bir okudum.* O kadar okuduktan sonra şimdi bambaşka bir alandasın. Hayallerin arasında mıydı oyunculuk?- Hiç aklımda yoktu. Ben 72 doğumluyum. Bizim çocukluğumuzda öyle video çeken cep telefonu filan yoktu. Bazen doğum günlerinde zengin arkadaşlarımız kamerayla videoya çekerdi bizi, ben utanırdım kendimi izlerken. Kendimi pek beğenmezdim... * Dersler nasıldı? O kadar okuduğuna göre ders çalışmakla bir sorunun olmasa gerek...- Ben “inek” tabir edilen çalışkan öğrencilerdendim. Üniversiteye iyi dereceyle girdim, yüksek lisansı da iyi derecelerle kazandım.* “Çocukluğumu yaşayamadım” diyor musun?- Evet. Benim hayatımda okul ve basketbol vardı. Birinci ligde de DA MUCİZE ÖLÜM DE* En iyi dersin hangisiydi?- Matematiğe çok ilgim vardı. Oğlum da bana çekmiş, matematikle arası iyi. Hoşuma gidiyor. Matematiği seven insanların hayata karşı uyarlamaları çok güzel oluyor. Çözülemez denklemleri çözmek istiyorsunuz.* Hayatın çözülemez denklemi ne sence?- Yok aslında. Hayat, doğum gibi bir mucizeyle başlıyor ve ölüm gibi bir mucizeyle bitiyor.* Ölüme mucize diyorsun, ölümden korkmuyor musun?- Hayır, saygı duyuyorum. Doğum da mucize ölüm de. Hayatta kat ettiğiniz o yolda sizi neyin mutlu ettiği önemli. Ben hayata böyle bakıyorum. Kimi insan şöhretle mutlu olur, kimi parayla, kimi başarıyla...* Sen? Neyle mutlu oluyorsun?- Ben başarıyla mutlu oluyorum. Saygı görmek, sevilmek haz veriyor. Biri benimle ilgili iyi bir şey söylediğinde seviniyorum. Herkesi önemsiyorum. Sınıf ayrımı yapmıyorum. Burnu havada değilim. Bana mütevazı’ derler, bu benim içimden gelen bir şey. * Seni gerçekten iyi yetiştirmişler. Kime çekmişsin en çok?- Babam çok düzgün, değerleri olan bir adamdır. Ama alttan almaz pek. Ben ise alttan alırım, dinlerim. Babamın fiziki özelliklerini almışım, kişilik özelliklerini pek almamışım. Anneme benzemişim daha çok. Sakin, mülayimim.* Basketbol oynadığını söyledin bir dönem...- Evet, genç takımdan A takıma çıkmıştım. Ülker’de, Fenerbahçe’de oynadım. * Boyunun uzunluğunun avantajını kullandın yani?- Basketbol için boyum uzun değil aslında. Pivot başlayıp, sonra şut atan kişiye döndüm. Biraz daha oynasam oyun kurucu olurdum.* Neden bıraktın?- Zorlamaya başladı. Üniversiteyi kazanmıştım. Hem okula, hem antrenmana gidiyor hem de babama dükkanında yardım ediyordum. * Ne dükkanı vardı babanın?- Kadıköy’de otel, bar, pastane malzemeleri sattığı bir dükkan... İLK PARAMLA ARABA ALDIM* İlk paranı nerede kazandın?- İlk kazandığım, büyük bir paraydı açıkçası... Bir gün bir moda dergisinde “Modellerimiz Başak Gürsoy Ajansı’ndandır” gibi bir ilan gördüm. Aradım o ajansı. İlk başta seçmediler beni, çok zayıftım o zamanlar. Sonra tekrar çağırdılar ve seçtiler. Bir firmayla bir yıllık anlaşma yaptım. Oradan kazandığım parayla da kendime sıfır araba aldım. Hatta üstüne para kaldı. İlk işimde kampanya yakaladım...* Şanslı mısındır hep?- Şanslıyım. Mesela hayatım boyunca park yerini dert etmedim. Çünkü şunu biliyorum; bir yer mutlaka boşalır ve ben oraya girerim. Enerjiye inanırım. O enerjiyi veriyorum etrafa ve karşılığını görüyorum. Duvar gibi, gönderiyorsunuz geri geliyor. Kötü gönderirsen kötü gelir.* Bunlar kitaplarda da yazıyor, sen kendi kendine öğrenmişsin. - Ben okumuyorum öyle kitapları. Benim büyük amcam Şinasi Yıldırım 85 yaşında, görsen 18 yaşında dersin. Hayatı çok sever, “Bugün hayat çok güzel, çiçekler yine uyanıyor” diye başlar güne. Bir saniyesini boş geçirmez. Benim hayat mentorum o. * Pozitif insanları tercih ediyorsun demek ki...- Ben karamsar, negatif insanları sevmiyorum. Boş kaldığım dönemlerde de karamsar olmadım. “Bu boşluğu değerlendireyim, güzel şeyler yapayım” diye düşündüm hep. Amcam da yeni pasaport aldı, 10 yıllık aldı mesela. “Yukarıya mesaj gönderiyorum, beni beklemesin” diyor. Ben uzun yıllar görmemiştim amcamı. Kapadokya’da “Yer Gök Aşk”ı çekerken ziyaretime geldi, o günden sonra bırakmadım onu. Daha farklı konuşmayı, daha farklı dinlemeyi öğrendim ondan.* Herkes yaşam koçuna gider, sen amcandan öğrenmişsin bunları, ne güzel. Ben başa dönüp sormak istiyorum; hem baba mesleği hem de iktisat okumuşsun, neden ticaret yapmadın?- Babam bir sene bana bıraktı gitti dükkanı. Ben birkaç değişiklik yaptım, gelirler beş katına çıktı. Takdir bekledim. Ama babam “Sen ne yaptığını zannediyorsun. Benim ticari ahlakımı yerle bir ettin” dedi. “Serkiz Usta’ya mal vermemişsin, o benim 30 yıllık arkadaşım” diye kızdı. Bir yerden ucuza peşin ürün almıştım, “Bir daha oradan nasıl çekle iş yapacağım?” dedi. Ondan sonra ticaret hayatım bitti benim. Sonra da mankenlikten zaman kalmadı ticarete. Başka bir yola girdim. GECE HAYATI BANA SIKICI GELİYOR* Mankenlik nasıl bir dünya? Bocaladığın oldu mu?- Bizim dönem farklıydı. Sevgi, saygı vardı. Başak Gürsoy’la başladım, aklına gelebilecek bütün firmalarla çalıştım. O dönemde de hep ailemle yaşadım. Sporcu kimliğim de vardı. Mankenlik yaparken basketbola devam ediyordum. Spor insanı kötü alışkanlıklardan koruyor. Şu anda dahi gece hayatı bana sıkıcı geliyor.* Ailen ne diyordu mankenlik konusunda?- Ailem beni hiç baskılamadı. Bütün kararlarıma saygı duydular. Babam sert bir insandır ama ben bir şey söylediğimde hep yapar. Ben fazla bir şey söylemem ama söylersem de boşa söylemem, bilirler.* Çıplaklıktan utanıyor musun?- Yazın mayoyla geziyoruz işte sonuçta... O kadar... * Podyumda olunca farklı olmuyor mu?- O zaman da işini yapıyorsun. Öyle düşünürsen oyuncu da olmazsın. * Sevişme sahnelerinde?- Sevişme sahneleri çekilirken orada 40 kişi oluyor. İnsanların aklındaki gibi şeyler olmuyor.* “O sahneler olmasa daha iyi” diyor musun?- Bazen dediğimiz oluyor ama sahne öyle yazılmışsa nasıl kurtarırız diye bakıyoruz. Zaten RTÜK gibi engeller var artık...* Kız arkadaşın var. Böyle sahneler çekerken kıskançlık meselesini nasıl hallediyorsun?- Kıskançlık olmuyor. Güven çok önemli. İki taraf da kendini doğru anlatabiliyorsa, doğru şeyler yaşıyorsanız ve ilişkinize saygı duyuyorsanız, sorun VE AŞKA DAYALI CİDDİ BİR İLİŞKİM VAR* Ne zamandır birliktesiniz?- 6 aydır beraberiz ve ciddi bir ilişkimiz var. Birbirimizi çok seviyoruz. İlişkimizin temelinde güven ve aşk var.* Yaşadığın aşkı tarif etsen?- İlk günkü gibi onu gördüğümde heyecanlanıyorum. Zaman geçse de duygularımda hiçbir şey değişmedi.* Sen kıskanç mısın?- Çok değil... Ama tabii ki kıskanırım.* Kız arkadaşın sektörden mi?- Sunuculuk eğitimi aldı. O da çalışmaya başlayacak sanırım.* Sektörden olması mı iyi, olmaması mı?- Tamamen size, birbirinize verdiğiniz enerjiye bağlı. * “Mankenden oyuncu olmaz” diyorlardı bir dönem...- Berna Laçin söylemişti bunu. Çok severim kendisini. Çalıştık da beraber. “Allah Allah neden böyle bir laf etti acaba” diye düşünmüştüm. O zamanlar öyle düşünüyordu herhalde. Ben oyunculuk yapmam için teklif almıştım modellik yaparken. Bir süre yapmadım. Yapacağıma inanmadım. Beni ikna ettiler. Israr ettiler. Beni bu işe sokan ilk kişi Türker İnanoğlu’dur.* Ve sen bildiğim kadarıyla başrolden Evet, başrolden başladım ve devam ettim. Bence herkesten oyuncu olur. Sonradan eğitim alabilirsiniz. Biz zamanında beş-altı kişi çalışmalar yapmıştık; Cansu Dere, Azra Akın, Halit Ergenç’le beraber. Ben boş kaldığım dönemlerde ayrı hocalardan dersler aldım. Diksiyonuma dikkat etmeye çalıştım. Vücut dilimle ilgili eksiklikler gözlemledim, bunun için dersler aldım. Disiplinliyim, eksik yaptığım şeyleri KANSERDEN ŞÜPHELENDİ* Şu aralar neler yapıyorsun kendini geliştirmek adına?- Kendime iyi davranıyorum. Bir dönem kilo almıştım. Ciddi bir hastalık geçirdim çünkü. Ciğerlerle alakalı bir rahatsızlıktı. Kan geldi bir 6 ay kadar. Kanserden şüphelenildi. Sigara içiyordum, bıraktım. İki senedir içmiyorum. Hastalık teşhis edilmeden önce doktorlar hep iştahımı soruyordu. Kendimce kanser olmadığımı ispat etmek için çok yedim ve bir anda inanılmaz kilo aldım.* Kanser değilsin ama?- Hayır. Başka bir şey çıktı. İyiyim şimdi. Kiloları da bir anda vermeye başladım rahatlayınca.* “Asla evlenmem” demiştin. Hâlâ öyle mi düşünüyorsun?- Evet, düşüncem öyle. Evlilik kurumuna, ilişkilere saygı duyuyorum. Öyle söyledim ama tabii her zaman her dediğiniz olmayabilir. Şu an çok güzel giden bir ilişkim var. Evlilik hakkında pek yorum yapmak istemiyorum.* Tekrar çocuk sahibi olur musun?- Bilmiyorum. Düşünmüyorum açıkçası.* Yalnızlıkla aran nasıl?- Çok iyi. Yalnızken de mutluydum. Ama tabii yanınızda bir şeyler paylaşacağınız özel biri olması İÇİN ÇOK İŞ REDDETTİM* İş ve ilişkiler, hangisi daha önde?- İlişkiler daha önde. İşimi aksatmadığım sürece. * İşkolik misin?- Kesinlikle değilim. Zaten bir dönem çok fazla iyi iş kaçırdım bu yüzden... * Hangi dönem? - Rüzgar’ın büyümeye başladığı dönemdi. Oğlumla çok sık görüşmek istedim. Çünkü ilk “baba” dediği, yürüdüğü dönemlerdi. Çok tutacağı belli işleri bile imza aşamasında reddettim. Pişman değilim ama.* Rüzgar kaç yaşında şimdi?- 7 buçuk. * Neler yaparsınız birlikte? - Genelde o planlar. Haftada iki ya da üç gün görüşür, zamanımızı dolu dolu geçiririz. Oyunlar oynarız, spora gideriz, beraber uyuruz... İNTİKAMCI DEĞİLİM* Seni şu aralar hayatta en çok ne üzüyor? - İnsanlar beni şaşırttığı zaman çok üzülüyorum. Beklemediğim bir kişilik yansıttıklarında şoke oluyorum açıkçası. O yüzden menfaatçi insanlardan uzak duruyorum. Çevremizde çok var...* Nasıl bir kalkan oluşturdun onlara karşı?- Hissettiğimi direkt söylerim. Bu, içine atmaktan daha iyidir. * Nasıl baş ediyorsun intikam duygusuyla, öfkeyle? - Hiç intikamcı değilim. Öfkemi kontrol edebilirim. Önce karşı tarafı anlamaya çalışırım. İnsan kalitesini düşürecek bir davranışta bulunuyorsa, hatasını ancak kendi görüp pişman olabilir. Ben bir ceza GİTTİM* Hiç psikoloğa gittin mi?- Bir dönem bir-iki kere gittim. * Nasıl motive ediyorsun kendini?- Sevdiğim insanlarla birlikte oluyorum. Sevmediğim kişilerden uzaklaşıyorum. Bunu hayatım boyunca yaptım. Konuşacak, paylaşacak bir şeyimin kalmadığı insanlarla net bir şekilde konuşurum. Uzatmak anlamsız.* Kriz dönemlerini nasıl anlatıyorsun ilişkilerinde?- Empati yapıyorum. Karşımdakinin neden öyle davrandığını anlamaya çalışıyorum. Her ilişkimde böyledir bu. Hata bendeyse özür dilerim, yarayı tamir ederim. SAVCI OLSAM ADİL OLURDUM* “Mayıs Kraliçesi” dizisiyle ekrana dönüyorsun. Biraz bahseder misin diziden?- Entrikanın tavan yaptığı çok güzel bir iş. Korhan Bozkurt çekiyor. Daha önce “Detay” ve “O Kadın” filmlerinde beraber çalışmıştık. Ekipte Yağmur Tanrısevsin, Hatice Aslan ve Kazım Avşar var. İlk bölümü 1,5 ayda çektik. Yeni bir teknolojiyle çekiyoruz; 4K. Birol Güven yurtdışından iş alıyorsa bir bildiği vardır. * Senin rolün ne?- Savcıyı canlandırıyorum. Kariyerim boyunca oynadığım en iyi rollerden biri. Çok güzel bir rol. Düzgün bir insan, seyircilerin çok seveceği bir adam.* Hani hep sorarlar ya, ben de sana sorayım; nasıl hazırlandın rolüne?- Evet, arkadaşlar da komik komik cevaplar veriyorlar. “Savcıları izledim” falan. Gülüyor Öyle bir şey olmadı tabii. Senaryo üzerine çalıştım. “Dudaktan Kalbe” dizisinde kemancıyı canlandırdığım zaman keman dersi almıştım tabii ama bu dizide başka teknikler kullandım. * Gerçekten savcı olsan neler yapardın?- Adil olurdum...LAKABIM MANKEN’Dİ* Sana küçükken tavuk’ diyorlarmış mahallede, doğru mu?- Öyle şeyler çıkıyor internet sitelerinde ama doğru değil. Modelliğe başladığımdan beri benim lakabım Manken’di. Oyunculuk yapıyorum ama hâlâ arkadaş-larım bana manken’ der.

artık hayatım paylaşacak kadar iyi değil